RENK bildirdi: "Yabancı bir müzik programını Türkçe alt yazılı olarak TRT3'den izlerdik.Süperr bir müzik programıydı , kızıl saçlı ve çok sevimli bir sunucusu vardı ... Programın sonunda bize yazın deyip posta adresi vermesi nedeniyle adres hala hafızamdadır. ( PO Box 66 / The Netherlands )"
RENK bildirdi: "Bakımlı el şeklinde , kırmızı ojeli yüküzlü bakımlı bir bayan eli şeklinde mıknatıslı sabunluklar vardı.Mıknatıs sabuna geçirilir ve sabunun mıknatıslı tarafı bakımlı ele gelecek şekilde !! bırakılırdı."
RENK bildirdi: "Mehmet Ali Erbil'in sunduğu çok eğlenceli bir programdı , halktan insanlar tiyatro sahnesinde yarışırlardı.Yarışmacılara üç kelime verilir , bu kelimelerden bir hikaye anlatmaları istenirdi.Hatırlayan var mı?"
postboxenator bildirdi: "Hepiniz bilirsiniz yerli malı haftalarını, ilkokulun o umutulmaz günleriydi, 2. veya 3. sınıfa gidiyordum o sene 1986 da falan.hafta sonunda gördüğüm takvim yaprağındaki yerli malı haftası beni harekete geçirmişti... "
ambassador bildirdi: "Yine İzmir dolaylarından... Yaklaşık 10 kişilik ekipten biri ebe olur ve birdirbir'deki gibi yatar. Önde başkan arkada diğerleri onun üzerinden atlarlar. Her atlayıştan sonra başkan birşey yapar ve diğerleri de onu takip eder. Eğer hata yapan olursa, o ebe olur... Atladıktan sonra yapılan belirgin şeyler; dedemin nargilesi, dünya seksek turu, üç televizyon markası, sıra sıra kazanlar, hamam kızdı, sevgilime mektup vd..."
ambassador bildirdi: "İlk gittiğim film, sinema endüstrisinin herhalde en kötü filmiydi. 84 yazıydı, İzmir'in en büyük sineması Çınar'da oynuyordu. Bütün film, büyük bir file su kayağı yaptırmak için çabalayan işsiz-güçsüz fakat iyi niyetli (!) gençlerin, bu amaçları uğruna yaşadıkları güçlükleri anlatıyordu. Adını hatırlamıyorum ama hayatımda önemli bir yeri var. Lütfen bu konuda bilgisi olanlar yazsın. "
ambassador bildirdi: "İzmir'in köylerinde oynanan bol koşturmacalı çocuk oyunu. 6-7 kişilik iki grup olunur ve daha önceden belirlenmiş alana, meydana, sokaklara dağılınır. Karşı gruptan birini gördüğünüzde "komen (murat)" diye bağırıp onu ebeler ve savaşta saf dışı bırakırdınız. Çok zaman alan ve yüksek efor gerektiren bir oyundu. Kelime olarak İngilizce "tuzak kurmak" anlamına gelen "come on"dan türemiş olabilir. Duyduğuma göre Samsun Vezirköprü civarında da oynanıyormuş. Bir başka versiyonunu da biz "Asker Sinlendirmeç (Saklamak)" olarak adlandırmıştık."
zeloo bildirdi: "Yurdumuzun tarihi ve doğal güzelliklerini, örf, adet ve geleneklerimizi 25 yıldır en güzel dille anlatıp evlerimize konuk eden ''Gezelim Görelim'' programının yapımcı ve sunucusu Nuray Yılmaz' ın başarısı ise küçümsenemez.Hoş şen, şakrak,sıcak gülüşüyle, insan ilişkilerinde o kadar samimi ki pozitif enerjisiyle,sorduğu sorularla yüzümüzde hoş bir tebessüm bıraktırıyor...Köy insanının saf ve bozulmamış özüyle en iyi iletişimi kuran, Nuray hanımın diyologlarıyla, programın güzelliğide bu zaten,25 yıllık başarıda
"
metay68 bildirdi: "ilk kalem kutumu hiç unutamam.Hani o tahta sürgülü kalem kutuları vardıya onlardan işte ,ilkokul bitinceye kadar onu kullanmıştım.Şimdi ise benim kızım nerdeyse her ay bir kalem kutusu alıyor.Bir de televizyonda "hophophop değiş tonton" diye bir çizgi film vardı bilmem hatırladınız mı?"
zeloo bildirdi: " Sene 86 sıcak bir yaz akşamında Marmaris açık hava sinemasında,izlediğim bu filmi,bilim kurgu filmlerinden nefret etsem de hiç unutamadım,filmin müzikleri de filmi kadar ses getirmiştir...Tina Turner ve Mel Gibson'un paylaştığı 86 yapımı bilim kurgu filmi, Mad Max 3 thunderdome'da serinin daha önce çekilmiş filmlerine göre daha aksiyonlu ve düşük bütçesine göre güzel yazılmış senaryosuyla ilk başlarda sıkıcı gelsede,2200 yıllarındaki hız tutkunu canavar arabalar, eletrikli testereler ile tüm cisimleri kullanarak hızlı bir dövüş sahnesiyle, heyecanlı finaliyle soluksuz izlerken, sinema tarihinde bu tarzdaki filmlerinde öncülerinden olmuştur.